24.7.08

Oyaların Dili

Yöreye göre tekniği ve motifleri değişse de, Anadolu kadının eli, dili ve yüreği oyalarda izlenir. Anadolu toprağının bin bir türlü bitkisi, rengârenk çiçekleri kadın ruhunda, düşünde, gözünde ve elinde oyalarla yeniden doğar.

BİBER OYASI

ÇİÇEKLERİN DİLİ OLSA
Kadının zarafeti, duyarlılığı, yaratıcılığı, hassasiyeti, doğurganlığı, doğayla bütünleşmesi ve felsefesi en güzel oyalarda gözlenir. Bu incelikli ve zarif sanatın gizemli bir dili vardır. Genç kızlar, yeni gelinler, genç kadınlar, umutlu–umutsuz aşklarını, beklentilerini, müjdeli haberleri, mutluluklarını, mutsuzluklarını, küskünlüklerini, kocaları ile geçimsizliklerini oyaların diliyle çevrelerine iletirlerdi.

Örneğin Marmara ve Ege yöresindeki çiçek oyaları başlı başına bir olaydır. Kadın, başını doğanın insana sunduğu en güzel armağan olan çiçeklerin oyalarıyla donatırdı. Ve bu çiçeklerin türü, yaşa göre de değişirdi.

Yaşlı neneler, küçücük kır çiçeklerini kullanırlardı. Bir nevi toprağa dönüşünü simgelerdi bu kır çiçekleri.

Kızlar, gelinler, genç kadınlar, gül, çardak gülü, karanfil, yasemin, sümbül, menekşe, nergis, yıldız çiçeği, küpe çiçeği oyalarını kullanırlardı. Ve hepsinin de şekliyle, rengiyle ilettikleri mesajlar vardı.

Kırkına gelen kadınlar boynu bükük lâle çiçeğini kullanırlardı. Sarı nergis oyasını başına bağlayan, ümitsiz aşkını duyururdu içten içe..

Erkeği gurbete giden kadın, yaban gülü oyası; yeni gelinler, gül, çardak gülü oyası bağlardı.


Kocasıyla arası ‘nahoş’ olan yeni gelin, başına biber baharı oyasını seçer; “ilk günlerinde evliliğime acı düştü” demeye getirirdi.

Yok eğer kırmızı acı biber oyası bağlanmışsa başına, bu kocasıyla arasının biber gibi acı olduğuna işaretti



Oyaların dilini anlamak için özellikle nişan ve düğün bohçalarında hediye olarak kullanılan iğne oyalı yemenilerin desenlerine dikkat edilir. Bu bohçalarda yatan gizli mesajların bir kısmı şöyledir:

Üzüm Oya: Ömür boyu tatlılığı simgeler. Özellikle kayınvalide bohçasına konulur.

Sarmaşık Oya: Gelinin kayınvalidesine duyduğu sevgi ve muhabbeti simgeler.

Biber Oya: Gelin bohçasında özellikle kullanılmaz çünkü tatsızlığı ve acıyı simgeler. Yaşamından memnun olmayan gelinler durumlarını ailelerine biber oyası yaparak anlatırlar.

Kaynana Dili: Gelin - kayınvalide geçimsizliğini ifade ettiği için düğün bohçasına konulmaz.

Genevir Oya: Oğullarını evlendiren anneler, ağırbaşlılığı simgelediği ve iki renkle yapıldığı için, duruma göre hareket edeceklerini belirtmek üzere kullanırlar.

Elma Çiçeği: Baharı ifade eder. Sevinç ve müjde anlamlarıyla yüklüdür. Kayınvalide, görümce ve elti gibi yakın akrabalara hediye edilir. Bebek bekleyen yeni gelinler müjdeyi çevrelerine elma çiçeği oyası işleyerek verirler.

Asker Oya: Eşleri ya da çocukları askerde olan hanımlar kullanır. Böylece çevredekiler eşi askerde olan genç gelinlere daha bir özen ve saygı gösterirler.

Karanfil Oya: Güzellik, hoşluk, memnuniyet ifade eder. Gelin bohçasında kullanıldığı gibi, çok sevilen dostlara hediye edilir. Evlenecek gençlere çeyizlik hediye yapılacaksa özellikle tercih edilir.

Portakal Oya: Eskiden kıl kök üzerine yapılan birkaç özel, oyadan birisidir. Özellikle çeyizlik olarak hazırlanır. İpek eşarp üzerine dikilir.

Gül Oya: Sonsuz sevgiyi ve mutluluğu anlatır.

Kızılcık Oya: Hayatından memnun görünen ancak derdini ifade edemeyen kadınların "Kan kustum kızılcık şerbeti içtim" cümlesine görsel tercüman olur.

" TÜRKAN ŞORAY KİRPİĞİ "


Konya’da nişanlı kızlar, kayınvalidelerine oyalı yazma gönderirler.
Eğer kızın gönderdiği ‘çayır çimen’ oyasıysa araları iyi demektir. Yok eğer ‘mezar taşı’ oyası göndermiş ise “aramızdaki soğukluk ölüme dek sürecektir” anlamına gelir.

Yollanan ‘kıllı kurt’ oyası ile, genç kız, ilişkilerinin hoşnutsuzluğunu belirtmiş olur. Bu olay düğün töreni sırasında komşular tarafından izlendiğinden elbette tüm kayınvalidelerin dileği gelinlerinden ‘çayır çimen’ oyası alıp başlarına bağlamaktır.

Erkek ailesi de gelinine iki veya üç adet çiçek oyalı ‘gelinlik yazması’ gönderir. Gelin başı, gönderilen bu oyalarla hazırlanır. Anadolu’nun bazı yörelerinde gelinlere, dal çiçek oyaları takılır. Pek çok çeşidi olan dal oya, dallı budaklı, çoluklu çocuklu olmak isteyen gelinin bir nevi hayat ağacıdır.

Oyalarda sadece kadının duyguları değil, toplumda iz bırakan olaylar da izlenebilir: ‘Paşa yıldızı’, ‘Zeki Müren kirpiği’, ‘Türkan Şoray kirpiği’, ‘Ecevit kirpiği’, ‘kaymakam gülü’, ‘Atatürk çiçeği’, ‘Japon gülü’, ‘sarhoş bacağı’, ‘çoban biti’, ‘bekar biti’, ‘hanım köleye sarıldı’, ‘köle hanıma sarıldı’, ‘garip yuvası’, ‘topal kız’, ‘kral kızı’, ‘saray süpürgesi’, ‘gelin güvey oyası’, ‘elti eltiye küstü’ ve daha niceleri oyalara geçirilir. Anadolu’daki köklü kültürün ürünü ve başka dillerde karşılığı bulunmayan oyalar, günümüzde kadınların başörtü kenarlarını süslemekle kalmıyor, modern tasarımlarda da aksesuvar olarak kullanılıyor. Yüzyıllardır da çeyiz sandıklarının önemli bir parçasını oluşturmaya devam ediyor.

Oyaların yanında renklerin de dili vardır, örneğin, san renkli yemeniler yeni doğan bebeklerin üstüne örtülür. Çünkü sarılığa engel olduğuna, var olan hastalığın da geçeceğine inanılır, Mavi renkli yemenilerin ise nazardan koruduğuna inanılır.

YAZI: SABİHA TANSUĞ FOTO: SERVET DİLBER

6 yorum:

akasyakokusu dedi ki...

çemberimde gül oyaaa
gülmedimm doyaa doyaa
Dertlere kalıyorum günleri saya saya
Al beni kıyamam seni ...
.....
canım canım çok güzellermiş.anlamı inceliği tabiki.ne güzel örf ve adetlerimiz..
canım kız istiyor ona devredeyim gelirim yine..öptüm seni..

akasyakokusu dedi ki...

nur yüzlüm cancazım .drdan geldim yine kalan iğneleri yazdırayım diye..biri birininkini yazmıyor deli olacam:((
o sinirle o sıcakta geldim eve koştum buraya..hani yerleşimde RESİM var..yerleşim tıklayınca blogunuza birşeyler ekleyin diyorya.hah orda resim tıkla bak açılan pencereden.gözat var bendeki resmi kaydet de onu dosyandan bul aç de.foto gelince bağlantı yapacağın sitenin url çubuğunu linke yapıştır.resme bir yazı altınada benim gibi yaz istersen kayıt et de.
bu kadar basit..yada bendeki yazıyı aynen al sayfanda yayınla okmi..

Maharetli Eller dedi ki...

Nuray ablacım ben bu yazıyı okuyunca ve her oyanın bir anlamla yapıldıgını ögrenince çok etkilendim. Şimdilerde eskisi gibi bi örf adet kalmamış ne yazık ki ve maalesef ki büyük küçügüne, küçük büyügüne hiç çekinmeden yüzüne herşeyi söyler olmuşlar ne yazık ki...

kelebekden dedi ki...

selam arkadaşım bir süredir giremedim blogla da ilgilenmedim. hep merak ederdim t.ş.kirpiğini adı var kendi yoktu iyi olmuş hoşçakal cnm

Maharetli Eller dedi ki...

Canımsın kelebegim benim bense ilk defa görüyorum duyuyorum :)

böcük dedi ki...

ne güzel kültürlere sahibiz :) bunları öğrenmemize vesile olduğunuz için teşekkürler :D